CROHN VE IBS (HASSAS BAĞIRSAK SENDROMU) HASTALIKLARINI NASIL YENDİM?

0
10.686 okundu
clicksor

D A M D A N    D Ü Ş E N L E R İ N     H İ K A Y E L E R İ

NASIL İYİLEŞTİM?

3 – CROHN VE IBS (HASSAS BAĞIRSAK SENDROMU) HASTALIKLARINI NASIL YENDİM?

Sağlıklı Yaşıyoruz Ailesi üyeleri, Karatay Sağlıklı Beslenmesi ile karaciğer değerlerini nasıl düzelttiklerini anlatıyorlar.

Sağlıklı Yaşıyoruz A Takımı üyelerinden Cevher Meltem Hanım, Crohn hastalığı,                             Sağlıklı Yaşıyoruz sayfası kurucularından Nurçin İzgi Çağlar Hanım, IBS (Hassas Bağırsak Sendromu) hastalığını nasıl yendiklerini anlatıyorlar.

Bu dosyamızda Prof. Dr. Canan Karatay’ın ve Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın bağırsak sağlığı ile ilgili otoimmün hastalıklarlarını da bulabilirsiniz.

Siz de bağırsak hastalığınızı yenme hikayenizi paylaşmak isterseniz, Sağlıklı Yaşıyoruz sayfasından bize ulaşabilirsiniz.

______________________________________________________________________________________________________

Cevher MELTEM

1.Crohn hastalığı nasıl bir hastalıktır?

Kronik ve iltihabi bir bağırsak hastalığıdır. Ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde veya aynı anda birkaç farklı bölümde aralıklı iltihaplar ile kendini gösterir.

2.Benim Crohn ile Tanışmam ve Bendeki Belirtiler

2010 yılı Ağustos ayında bel tutulumu ile başladı. Daha önce bel fıtığından ameliyat geçirdiğimden yine tekrarladı sanıp doktorumla da görüşerek ağrı kesici almaya başladım. İlaçlar hiç fayda etmediği gibi el ve ayak eklemlerime ve omuzlarıma atlamıştı. Zor yürüyordum, resmen yatak döşek yatıyor, sağdan sola zor dönüyordum. Kendimi çok halsiz ve yorgun hissediyordum. Çeşit çeşit ağrı kesici ve kas gevşeticiler bana mısın demiyordu. Bu arada bağırsaklarım da bozulmuştu. Bazen ishal, bazen çok az miktarda çıkabiliyordum. Neticede kendimi 9 Eylül Eğitim ve Araştırma Hastanesinde buldum. Romatoloji bölümü profesörlerinden Prof. Dr. Servet Akar Hanım, çok detaylı muayenesi ve soruları (dışkılamadaki farklılaşma vs) sonrası, beni gastroenteroloji bölümüne sevk etti. Yapılan tahlil ve tetkiklerden sonra, sedimantasyon 60 mm/h, CRP 0,726 mg/dL idi. Endoskopi ve kolonoskopi neticesinde tanı “Terminal İleit (Crohn?)” idi. Bu soru işaretli tanı, bana, çok kullandığım ağrı kesicilerden olduğunu düşündürdü. 2010 yılı sonunda, ilaç sevmediğim konusunda benim de fikrim alınarak, romatoloji ve gastroenteroloji doktorunun ortak kararı ile SALAZOPYRİN 2×3 olarak başlandı. Her 3 ayda bir kan tetkiklerim kontrol edildi. Bir yıl çiğ sebze ve meyve tüketmedim.

3.Karatay Diyeti ile Tanışmam

Bu arada ben de boş durmadım. Kişisel merakım ve ‘Neden başım ağrıdı, neden nezle oldum, neden crohn oldum’ gibi sorgulamalarım sonucunda arayışlara girdim. 2012’de Prof. Dr. Canan Karatay’ın Bilimsel Gerçeklerle Kilo Vermenin ABC’si kitabını okudum. Kilo sorunum hiç yoktu ama şeker ve çikolatayı, pasta böreği, yapmayı ve yemeği çok seviyordum. Daha sonra Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlık kitabını aynen ders çalışır gibi notlar tutarak okudum. İkinci kitabın 87. sayfasında kronik bağırsak hastalıklarından CROHN HASTALIĞI ve ÜLSARATİF KOLİT riskinin artması, eklem ve tendonların hassaslaşması, kronik artirit hastalıklarının nedeni olarak şeker ve şekerle yapılan tatlıların neden olduğunu öğrendim. Bağırsak florasının nasıl bozulduğunu, enflamasyonların nasıl oluştuğunu öğrendim.

2013 başlarında Sağlıklı Yaşıyoruz sayfasını bir gazete haberiyle buldum. Eşimin de Datçalı oluşu ilgimi artırdı. Sevgili Okan Bey ve Nurçin Hanım’ı takip etmeye başladım. Çağlar çiftinin deneyimlerinden faydalanarak Karatay Sağlıklı Yaşamı’na başladım. Önce mutfağımı düzenledim. Torbalarca pakete girmiş ürünler (herkesin evinde olduğu gibi) şeker, un, pirinç kaldırıldı. Yemediğim zararlı besinler misafirlerime de ikram edilmedi. Herkes çok şaşırıyordu, orada burada çikolatalar, bonbonlar, kurabiyeler, pasta börekler yok olmuştu. Öğrendiğim güzel bilgileri onlara da anlatıyordum. Hep karnım tok dolaşmanın mutluluğunu keşfettim, eklemlerimde ağrım kalmadı.

D vitaminim 126 ng/ml, B12 vitaminim 1430’larda. Omega 3′ ü muntazam olarak, günde 3 gr. olacak şekilde alıyorum. Doktor kontrolünde azalan dozlarda ilacımı içtim. Üç aylık romatoloji kontrollerimi yaptırdım ve neticede Salazoprin’den de doktor kontrolünde kurtuldum.

Haziran 2014’te tekrar endoskopi ve otoimmün hastalıklar yapıldı. Crohn’un mevcut olduğu ancak aktifleşmediği tespit edildi. Bu kez BUDENOFALK 3 mg 3×1 dozunda verildi. Bana kalsa o da gereksizdi çünkü kendimi çok iyi hissediyordum. “Kullan, üç ay sonra kontrole gel.” deyince istemeye istemeye içtim. Kontrole gittiğimde her seferinde söylediğim gibi, yine mutfağımı değiştirdiğimi, un ve unlu mamüller ile şekeri hayatımdan çıkardığımı söyledim. Zaten doktorum, D vitamini, B12 vitamini ve Omega 3 kullandığımı biliyordu. Muayeneden sonra artık ilacı bırakmamı ve D vitaminini yüksek tutmamı, Omega 3 alımına ve sağlıklı beslenmeme devam etmemi, bir yıl sonra kontrole gelmemi söyledi.

Daha ne olsun ilaçsız bütün klinik bulgulardan kurtularak sağlıklı yaşamak ne güzel.

4.Bu hastalığı yenmek için nelere dikkat ettim?

  1. Kesinlikle şeker ve şekere dönüşen gıdalardan uzak kaldım.
  2. Un ve unlu mamüllerden asla tüketmemedim.
  3. Bulguru sadece dolmalarda, her zamankinden az olacak şekilde kullandım.
  4. İşlenmiş endüstriyel ürünler yemedim.
  5. D vitaminini 100 ve üzeri değere, B12 vitaminini 1000 üzerine çıkardım.
  6. Sağlıklı yağlardan, köy tereyağı ve soğuk sıkım zeytinyağını bolca tükettim.
  7. Günde 3 gram Omega 3 kullandım.
  8. Fermente gıda tüketimini (ev yoğurdu, kefir ve bol bol turşu) arttırdım. Bağırsak florasını güçlendirmekle, enflamasyonu azaltmış, hatta yok etmiş oldum.

Benim yaşadığım deneyimlerim, umarım pek çok arkadaşa fayda sağlar.

ÖNCE SAYIN PROF. DR. CANAN KARATAY’A SONRA DA BİZLERE DENEYİMLERİ İLE YOL GÖSTEREN SEVGİLİ ÇAĞLAR AİLESİNE SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

Cevher Meltem

_______________________________________________________________________________________________________________

Nurçin İZGİ ÇAĞLAR

IBS kabusundan nasıl kurtuldum?

Uzun yıllar sindirim sistemimle ilgili sıkıntılar yaşadım. Daha çok midemden rahatsızlığım oluyordu. Safra kesem taş nedeniyle alındıktan sonra bu spazm şeklindeki ağrılar kalmadı ama mide yanması ve reflü sorunları devam ediyordu. Bir süre sonra bağırsak sorunları başladı. Sürekli gaz ve şişkinlik oluyordu, kendimi gaz bombası yutmuş gibi hissediyordum. Nedensiz yere sık sık ishal oluyordum ve 1-2 gün devam ediyordu bu durum. Bazen da kabız oluyordum. Bu durumların nedenini hiç anlayamıyordum.

Sonuçta doktora, gastroenteroloji uzmanına gittim. Doktor bunun IBS denilen Hassas Bağırsak Sendromu olduğunu ve psikosomatik bir hastalık olduğunu söyledi. Ben IBS ile yaşamaya alışmaya çalışıyordum ama hayatım çok konforsuzdu. Çalışan bir insanın toplantılardan çıkmak zorunda olması, olmadık yerlerde tuvalet aramak zorunda olmak vb durumları gerçekten çok zordu. Neye bağlı olduğunu bilemediğim için nasıl önlemler alacağımı da bilemiyordum. Bu durumda geçen birkaç seneden sonra ağır bir akut kolit geçirdim. 10 gün boyunca, iki antibiyotik verilmesine rağmen ateşim düşmedi. Akut durum geçtikten sonra kolonoskopi yapıldı ve önemli bir sorun görülmedi. Söylenen yine bu bağırsak hastalıklarının psikosomatik olduğuydu.

Bu şekilde konforsuz yaşamıma devam ederken 2011 yılında Canan Karatay’ın kitabını okudum ve uygulamaya başladım. Bu beslenme düzeniyle hem kilo verdim, hem de reflüden kurtuldum. Artık mide ilaçlarına ihtiyaç duymuyordum. Zaman içinde diyabet ve tansiyon ilaçlarını da doktor önerisiyle bıraktım.

Karatay Diyeti ile pek çok sağlık sorunumdan kurtulmuştum. Kurtulamadığım tek sorun IBS idi. Canan Hocanın kitabında gıda intoleransından söz ediliyordu ancak ben herhangi bir yiyecek nedeniyle alerjik reaksiyon yaşamadığımdan gıda intoleransım olduğunu aklıma getirmiyordum. Zaman içinde beslenme konusunda yaptığım çeşitli okumalarla sürekli yeni bilgiler edindim ve gıda intoleransının çok değişik belirtileri olabileceğini öğrendim. Bunun üzerine 2014 yılında gıda intolerans testi yaptırdım. Çay ve mayaya karşı intoleransım olduğu çıktı. Bunları yaşamımdan çıkardım. İki hafta içinde artık kanıksadığım IBS belirtilerinden hiçbiri kalmadı. Ne gaz, ne şişkinlik, ne ishal durumu yaşıyordum. Yaşamım çok konforlu hale geldi. Meğer ne kadar kolaymış o sıkıntılardan kurtulmak. Tabii ilk aklıma gelen soru neden 10 seneyi aşkın süre hiçbir doktorun aklına bu sıkıntıların gıda intoleransı nedeniyle olabileceğinin gelmediği oldu. Cevabını da kendim verdim : “İşte bu, Canan Karatay farkı.”

Nurçin İZGİ ÇAĞLAR

_______________________________________________________________________________________________________________

Prof. Dr. Canan Karatay’ın Karatay Diyeti’yle Yaşam Boyu Sağlıkkitabından, bağırsak sağlığı ile ilgili bölümleri okuyabilirsiniz :

Türkiye’de o kadar çok glüten alerjisi var ki bunun sebebi de aşırı miktarda tahıl unu ve pirinç tüketimidir. Maalesef herkes kabızlıktan dert yanıyor. Ama ekmeği kestiklerinde bağırsaklar çalışıyor… Kilo vermek isteyenler, kalp ve tansiyon hastaları, şekeri yüksek olanlar unlu ve doğallığını kaybetmiş yiyeceklerden uzak durmalıdırlar. Yapılan birçok bilimsel çalışma, ekmek yemeyi bırakanların kan şekeri, trigliserid ve ürik asit değerlerinin normalleştiğini göstermiştir.[86]

Şeker ve şekerli tatlı tüketiminin insan vücudunda sebep olduğu tahribatlar ve hastalıklar şunlardır:

Sindirim sisteminin asiditesini artırır. Hazımsızlığa neden olur. Fosfataz adlı enzimi bağlar ve yok eder. Böylece sindirim işlemi zorlaşır. Besinlerin gastrointestinal sistemde ilerlemesini yavaşlatır, bağırsak hareketlerinin bir numaralı düşmanıdır. Kabızlık yapar.

Kronik bağırsak hastalıklarından ‘crohn hastalığı’ ve ‘ülseratif kolit’ riskini artırır. Bağırsaklarda pamukçuk hastalığının nedeni olan ‘otoimmün hastalıklar albicans’ın (bir mantar türü) kontrol edilemeyen üremesine neden olur.

Temel yağ olan doğal ve bozulmamış Omega-3 yağları şu hastalıklara karşı faydalıdır :

Aspirin gibi kanı sulandırırlar. Aspirinden farklı olarak mide ve bağırsak kanamalarına neden olmazlar.

PGE1 ve PGE3 prostaglandinlerin sağlığımıza sonsuz faydaları vardır. Bunlardan önemli olanları şunlardır :

Kronik iltihabi bağırsak hastalıklarını önlerler.

Yapılan bilimsel çalışmalar, düşük kolesterolü olan kişilerde birçok kanser türünün, özellikle kalın bağırsak, yani kolon kanserinin daha sık görüldüğünü ortaya koymuştur. [134], [135], [136], [137]

Karaciğer, safra yapımı için kolesterolü kullanır. Safra, yediğimiz yağların bağırsaktan emilmesi ve hazmedilmesi için gerekli olan önemli bir salgıdır.

Bağırsak duvarlarının sağlıklı gelişmesi ve çalışması için kolesterol önemli yer tutar. Düşük kolesterolü olan kişilerde kolit gibi bağırsak bozuklukları sıklıkla görülmektedir.

Klasik biyokimya ve biyoloji bilgilerimize göre, yediğimiz gıdaların hepsi bağırsaklarımızda yıkılır, parçalanır ve küçük moleküller halinde emilerek kanımıza geçer ve karaciğere ulaşır.

Kolesterol zengini yiyecekleri hiç ağzımıza koymasak bile karaciğer ve bağırsakların iç yüzünü kaplayan zar dokusu (epitel doku) her gün sürekli bir şekilde 2,5 gr yani 2.500 mgr taze kolesterol üretir.

Karatay Diyeti’nde en sağlıklı içecekler ayran ve limonata olarak ön plana çıkıyor. Tabii ayran doğal yoğurttan, limonata da organik limonlardan ve şekersiz…

Ayranın ne ayrıcalığı var?

Ayran, sütten çok daha faydalıdır. Protein, kalsiyum ve yağ bakımından çok zengindir. Hakikaten az tuzlu olmak şartıyla (kalp ve tansiyon hastaları tuzdan kaçınsınlar), bana sorarsanız dünyanın en faydalı içeceklerinden biridir. Bağırsak florasını düzenler, mideyi rahatlatır. Her gün 1 litre ayran için, acıkmazsınız!

“Ayran içiyorum gaz yapıyor, ayran içince uykum geliyor” gibi şikâyetlerin sebebi ne olabilir?

Gaz yapmasının sebebi bağırsaklardaki floranın bozukluğundandır.

Kabız olmamak için elimizden geleni yapacağız. Ama kabız olduktan sonra ıkınmak tehlikelidir. Basurun meydana gelmesine, popoda çatlakların oluşup gizli kan kaybedilmesine ve bunun sonucunda da kolon kanseri, bağırsak kanseri oluşmasına neden olabilir. Kabızlık bize nelerin sinyalini veriyor? Bu konu çok önemli! Mutfaktaki çöpü her akşam dışarı koyarız ya, aynı şekilde vücudun da çöpü her gün dışarı çıkacak, çıkmıyorsa vücutta bir yerlerde sorun var demektir. Bağırsakların günde 1 veya 2 kere ıkınarak değil, rahatlıkla boşalması lazım. Bu vücudun saat gibi çalıştığının bir göstergesidir. Eskiler ‘def-i hacet’ derler. İki günde bir tuvalete çıkmak, sürekli kabız olmak, bağırsak florasının bozuk olduğunu gösterir. Bunun nedeni şekerdir, ekmektir. Bunlar bağırsaktaki tehlikeli maya hücrelerinin çoğalmasına neden olur. Gazın sebebi de budur. Biz hastaların beslenme listesinden ekmek ve şekeri çıkarınca, otomatik olarak normale dönüyorlar ve muntazam dışarı çıkmaya başlıyor ve rahatlıyorlar. Yani kabızlık çekenlerin Karatay Diyeti’ni uygulaması yeterli…

Kabızlık sorunu yaşayanlara özel önerileriniz var mı?

Bir kere yoğurt ve ayran iyidir. Bağırsak florasını düzeltirler. Kabızlığın en büyük sebebi korkulup yağ yenmemesidir, yani vücutta yeterli sağlıklı yağların olmamasıdır. Kabız olanlar sabah ve akşam bir kaşık zeytinyağı içebilirler. Tereyağı ve balıkyağı da aynı şekilde önemli… Ketentohumu da faydalı an- cak fazlası ishal yapar. Ya bütünüyle yoğurda karıştırıp yiyeceğiz ya da öğütüp hemen tüketeceğiz. Çekildikten sonra 15 dakika içinde kullanılması lazım. Salatalara ve cacığa da çok yakışır. İbn-i Sina her gün bir büyük sarımsak yiyin diyor. Ayrıca balık da bağırsakları çok iyi çalıştırıyor. Turpla beraber, bol zeytinyağlı ve limonlu havuç yenebilir.

Prof. Dr. Canan Karatay

_______________________________________________________________________________________________________________

Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın bağırsak sağlığı ile ilgili çeşitli yazılarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz :

1) Bağırsaklarınızdaki faydalı mikropları koruyun, kronik hastalıklardan korunun.

2) Mide asit fazlalığı değil, azlığı reflüye neden olur!!!

3) Bağırsaklarımızdaki mantarlar ve SARHOŞ HASTA sendromu

4) Sebebi bilinmeyen hastalıklarınız ve şikayetleriniz, buğday proteini GLÜTEN’e bağlı olabilir.

5) Otistik çocuklarda mide-bağırsak sorunları ve çözümleri

6) Nöropsikiyatrik hastalıkların tedavisinde probiyotiklerin önemi

BeslenmeBulteni.com‘dan Arzu Aygen imzalı güzel bir yazı : Anadolu’nun Mayası

_______________________________________________________________________________________________________________

“Damdan Düşenlerin Hikayeleri – Nasıl İyileştim?” serisinin tüm yazıları için aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz.

http://woto.com/damdan-dusenler

1) Gut hastalığını nasıl yendim?

2) Karaciğer değerlerimi nasıl düzelttim?

3) Crohn ve IBS (Hassas Bağırsak Sendromu) hastalıklarını nasıl yendim?