İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları

0
1.360 okundu

İnflamatuar Bağırsak Hastalıkları (İBH), abdominal kramp, rektal kanama ve diyare gibi belirtileri olan kronik iltihabi hastalıklar grubundandır (Hampe, vd., 2002a).

Crohn hastalığı  ve ülseratif kolit (ÜK) genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan multifaktöriyel kalıtım özelliği gösteren inflamatuar bağırsak hastalığının iki ana formudur (Yang, vd., 2001). İlk kez 1859 yılında Samuel Wilks ülseratif kolitten ölen bir hastada otopsi sonucu bu hastalığı tanımladı. 1932’de ise Crohn ve arkadaşları terminal ileumun transmural iltihabını “regional ilitis” olarak tanımladılar ve ülseratif kolitisten ayrı bir hastalık olduğunu belirttiler (Hampe, vd., 1999a). O zamandan bu yana yaklaşık 70 yıldır klinik, patolojik, endoskopik, radyolojik anatomik ve histolojik olarak farklı olan bu iki olgu, tüm bilimsel gelişmelere rağmen birbirine karışmaya ve tedavideki zorluklarıyla hekime meydan okumaya devam etmektedir.

Vakaların %10-15’inde bu iki hastalık birbirine karıştırılabilmektedir. ÜK ve CH Amerika, Japonya ve Batı Avrupa ülkeleri gibi ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde daha sık görülmektedir. ABD ve Avrupa ülkelerinde CH ve ÜK’nin görülme oranının 1970 yılından günümüze kadar yaklaşık iki kat arttığı çeşitli araştırıcılar tarafından belirtilmektedir (Rioux, vd., 2000). Ülkemizde de İBH’nin insidansı ve prevalansının son yıllarda belirgin artış göstermesi dikkati çekmektedir. Her iki hastalığın dağılımı; yaş, coğrafya, ırk , etnik ve sosyal sınıflar açısından benzerdir (Brignola, vd., 2000; Hugot, vd., 1999a).

Klinik seyirlerinde; genetik faktörlerle birlikte çevresel faktörler, infeksiyon ajanları, mukus abnormaliteleri, incebağırsakta permeabilitenin artması, otoimmun cevaplar ve otoantikorların etkili olduğu bildirilmektedir (Bianchi, vd., 1999; Brignola, vd., 2000; Van Montfrans, vd., 2002). İBH’nın genetik, çevresel, iklimsel ve enfeksiyöz ajanlarla ilişkisini saptayarak hastalığın etiyopatogenezindeki karanlık noktalara ışık tutmak, toplum sağlığı açısından önemini vurgulamak, böylece hastalığın ve komplikasyonlarının yol açtığı iş gücü ve ekonomik kayıplan en az düzeye indirgemek epidemiyolojik araştırmaların başlıca amacıdır.

Son yirmi yılda yaygın genom araştırmalan ile ülseratif kolit ve Crohn hastalığının hassas olduğu lokusların kromozomlarla olan bağlantısı tespit edilmiş (Hampe, vd., 2001a; Hugot, vd., 1999b; Ogura, vd., 2001a) ve 2001 yılında yapılan moleküler düzeyde mutasyon taramaları ile CARD15/NOD2 gen mutasyonunun Crohn hastalığı ve ülseratif kolit ile bağlantısı olduğu Hugot ve Cho tarafından tespit edilmiştir (Hugot, vd., 2001b; Ogura, vd., 2001b). Crohn ve ülseratif kolit hastalığı ile ilişkili genlerin bir diğeri de immun sistemi düzenleyen proteinleri kodlayan 6. kromozomun kısa kolundaki MHC genleridir. MHC bölgesinde içinde bulunan çoğunluğu III. sınıf genlere dahil edilen sitokinler bağırsak irnmün sisteminde önemli role sahiptir (Hacker, vd., 1997; Lombardi, vd., 2001; Yang, vd., 1999). Günümüzde olumsuz çevre şartlarının sitokin gen ekspresyonlarını inflamatuar otoimmün hastalıklarnı artıracak yönde etki ettiği ileri sürülmektedir (Autschbach, vd., 2002; Tagore, vd., 1999).